24 Nisan 2008 Perşembe

Efes yamaç evleri.

1960 yılından bu yana Efes Yamaç Evleri’nin İnsula adı verilen iki adası kazılmış ve bunlardan biri 2001 yılında ziyarete açılmıştır. 3000 m2’lik bir alanı kapsayan 1. adada son yıllarda yapılan derin sondajlarda yamacın ilk kez M.Ö. 1. yüzyılda konut alanı olarak kullanılmaya başladığı ortaya çıkmıştır. Hadrian Tapınağı’nın tam karşısında, adanın yarısını kapsayan büyük evin M.S. 2. yüzyıl başında Ziyafet Evi veya Yamaç Saray olarak inşa edildiği ve evin sosyal bir kulübe ait toplantı evi olduğu öne sürülmektedir. Üst terastaki evlerin Bizans Çağı’na kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır. I. Ada kazıları 1967 yılında tamamlanmış ancak ne yazık ki diğerinde yapılan koruma ve restorasyon çalışmaları yapılamadan tabiat etkilerine açık ve kendi haline bırakılmıştır. Batıda modern bir çatı ile örtülen ve toplam 4000 m2’lik alanı kapsayan 2. ada dünya arkeolojisinde önemli bir yere sahiptir. Efes’in tam merkezinde, Bülbül Dağı’nın kuzeyinde üç teras halinde yapılmış evler birbirine bitişik ve yaklaşık aynı büyüklükte altı oturma birimine sahiptir. Dışa kapalı evlere dar ve merdivenli sokaklardan girilir. Hellenistik mimari öğelere sahip evlerin genel planı, tek tek odaların, merkezde bulunan üstü açık bir iç avlunun (peristyl) etrafına sıralanması ile oluşur. Işığı ve havayı bu avludan alan evlerin birinci katı yemek ve günlük yaşam için ayrılmıştır. Ayrıca törensel nitelik taşıyan oda ve salonlarının çoğunlukla mermer kaplamalı olan duvarları bazen tiyatro sahneleri, filozof ve müz tasvirli fresklerle süslenmiştir. Bunlar bir yandan ev sahiplerinin kültür-sanat anlayışı ve bunlara düşkünlüğünü ortaya koyarken diğer yandan Roma İmparatorluk Dönemi’nde kent merkezinde yaşayan varlıklı sınıfın büyük kentlerdeki zengin yaşam kültürünü yansıtmaktadır. Genellikle iki katlı olan evlerin üst katında yine peristile açılan üstü kapalı galeri ve onun arkasında özel yaşam (yatak) odaları sıralanmaktadır. Bu odalar genellikle tek kişilik küçük odalardı. Evlerin hepsinde ısıtılabilen mekanlar veya banyo odaları vardır. Temellerin incelenmesi ve buluntuların değerlendirilmesi sonucunda ilk inşaatların M.Ö. 1. yüzyılın sonlarında kısa bir zaman diliminde alanın tümüne yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Bu durum bize kentin ilk kurulduğu dönemde (Lysimakhos Dönemi - M.Ö. 3. yüzyıl sonu ve 2. yüzyıl) buralarda konutların henüz yapılmadığını ve halkın daha çok henüz kazısı yapılmayan Efes’in üst kısmında (Smyrna) oturduğunu göstermektedir. Depremler nedeniyle (M.S. 17, 262 ve 369-370 yılları) çok kez onarılmış evlerden bazıları M.S. 7. yüzyılın sonuna kadar kullanılmıştır. Kullanıldıkları süre içinde planlarının birkaç kez köklü değişikliğe uğramış olması sahiplerinin değişmiş olduğunu gösterir. Bu durum günümüz kat maliklerinin ev içinde yaptıkları tadilatlara benzetilebilir. Ancak Roma hukukundaki bazı kanun maddeleri evlerin çatı ve kanal sistemlerinin ortak kullanıldığını ve bakımlarının da ortaklaşa yapılması gerektiğini göstermektedir. Geç Antik dönemde sosyal yaşam ve kent düzeninin değişmesi sonucu evlerin kuzey alt bölümlerine bazen basit düzenlemelerle, su ile çalışan basit değirmen ve yine su gücüyle çalışan taş testeresine sahip mermer kaplama üretim atölyesi inşa edilmiştir.